Melike Öcalan 'Benim ilk aşkım babam'

Hepimizin hafızalarına ‘Sabah Şekeri’ olarak kazınan Melike Öcalan, bu kez izleyiciyi ters köşeye yatıracak.
Melike Öcalan Poster
Melike Öcalan Gulyabani Afiş



‘Gulyabani’ için teklif gelince neler hissettiniz?

Bir sinema filminde oynamak çok istediğim bir şeydi. Oyunculuk eğitimi almama rağmen kariyerimi sunuculuk üzerinden devam ettirdim. Fakat şimdi en çok istediğim, en çok hayalini kurduğum şey bu. Dolayısıyla teklif gelince çok heyecanlandım. ‘Gulyabani’nin bir korku-komedi filmi olduğunu öğrendim. Biraz soru işaretleri oldu kafamda. Çünkü Türkiye’de bu tür filmlerin geri dönüşü her zaman çok sağlıklı olmayabiliyor. Sonra filmin senaristi ve yönetmeni Orçun Benli’yle konuştuğumuzda o kadar güzel anlattı ki kurduğu o dünyayı. Dinlerken, içine girdim ve “Ben bu işin içinde olmalıyım” dedim. 

DÖRT KADININ HİKAYESİ VAR

O dünyadan kısaca bahsetmek ister misiniz?
İzleyici dört kadının hikâyesini izleyecek. Dört eski arkadaş, senaryo yazmak için bir araya geliyorlar ve ormanda bir eve yerleşiyorlar. Filmde de orada başlarına gelen olaylar anlatılıyor. Karakterlerin hepsi içine dönüyor ve kendisiyle yüzleşiyor. Korkularıyla başa çıkmaya çalışıyorlar. Psikolojik tarafı çok ağır basan bir senaryo... Tabii korku-komedi türünde olduğu için hem çok korkutacak hem de çok güldürecek.

Filmde ‘Aslı’ adlı karaktere hayat veriyorsunuz. Nasıl bir kadın peki Aslı?

Dört kadından biri Aslı. Geçmişini de yanına alıp geleceğine giden ve birtakım travmaları olan biri. Çok ağır bir depresyon dönemi geçirmiş ve yaşadıklarını hâlâ atlatabilmiş değil. Bu yüzden de antidepresan kullanarak yaşıyor. Kulağa biraz depresif bir karaktermiş gibi gelse de ‘Aslı’ karakterini oynamak çok zevkli.

Peki, rolünüze nasıl hazırladınız kendinizi?
Anlattıklarım olmayan şeyler değil. Herkesin, Melike’nin de, Emine’nin de yaşadığı şeyler. Hazırlanırken kendi geçmişimle bugün arasında köprü kurup karakteri oturtmaya başladım. Ki ben Aslı’ya göre önüme bakarak yaşamayı daha çok seven biriyimdir. Akrep burcu olmamın da etkisi var bunda.

Ben de Akrep burcuyum…
İlk gördüğüm an söyleyecektim ama “Söylemeyeyim” dedim (kahkahalar)… Zümrüt-ü Anka gibi çok ağır sınavlardan da geçsem küllerimden yeniden doğabiliyorum. Zaten hayat çok kısa. Geçmişe takılı kalmadan yaşayacaklarımıza yol kazmalıyız diye düşünüyorum. Ne kadar yaralansam da önüme bakmaya gayret ediyorum. Aslı karakteri bunu çok başarabilmiş değil. Kendimle onu özdeşleştirdiğimde benim 20’li yaşlarıma benziyor. Hep kendimi cezalandırırdım. “Bunu bana nasıl yaptı?” değil de “Ben buna nasıl izin verdim?” cümlesini kullanırdım. Bu da Akrepsel bir özellik.

YAS SÜRECİNİ ARTIK KISALTTIM

Akreplerin yaşadıkları acıya sahip çıkmaları bilinen özellikleri arasındadır…
Evet, ama her üzüntünün üzerini kapatmaktan bahsetmiyorum zaten. O zaman üzüntünüz hiçbir zaman bitmez. Sadece artık yas sürecini kısalttım. Çocukluktan yetişkinliğe geçerken anlayamıyorsun. “Bunlarla nasıl başa çıkacağım?” diyorsun. Yaş aldıkça sıkıntılarla yaşamayı öğrenmeye başlıyorsun. Artık ben kafamda ayırmaya başladım. “Kim için üzülüyorum ya da hangi olay için ne kadar yas tutmam gerekiyor?” diye. İşimle ilgili bir şey oluyor “Üç gün yeter buna” diyorum. Aşkla ilgili bir şey olunca “Bakım; yedi gün yas tutuyorum, sekizinci gün biter. Hadi bakalım yoluma bakmaya devam ediyoruz” diyorum. Biraz o kıvama geçtim.

Mesela uzun yıllar birlikte olduğunuz kişi, her şey yolunda gidiyor zannederken terk ederse sizi ve ardından aldatıldığınızı öğrenirseniz buna ne kadar yas süresi tanırsınız?
(Gülüyor) Bunu yazarsan çok sevinirim. Bir saat bile vermem. Asla hak etmiyor.

Sizi kıran insanlar için neler düşünüyorsunuz?
Öncelikle her şeyin bir sınav olduğuna inanıyorum. Kaderciyim ve çok teslimiyetçiyimdir. Her şeye Yaradan’ın izin verdiğini düşünüyorum. Hassas bir yapıya sahip olduğum için kırgınlıklarım oldu ama herkesi affettim. Çünkü bana yapılan iyi ya da kötü şeylerden ben değil, onlar sorumlu. Onların hata hanesine giriyor. Belki de geçmiyor bilemiyorum. Buna karar verecek olan da ben değilim zaten. İyi bir insan olduğuma inanıyorum. Ama tabii bu benim teslimiyetçi olmamla alakalı. Ben biri yüzünden üzülebilirim ama biri benim yüzümden üzülmesin. Genelde Allah’a havale etmeyi tercih ediyorum (gülüyor).

BENİM İLK AŞKIM BABAM

Baba-kız ilişkisi üzerine bir hikâye yazıyordunuz, hangi aşamada şu an?
Hâlâ yazıyorum ve gerçekten hazır olduğuna inandığım zaman çıkaracağım. Çünkü orada tamamen duygularımla hareket ediyorum. Birçok konu üzerine yazıyorum ama bu birebir babamla aramızdaki aşkı anlatacak. Mesela bir cümle yazıyorum sonra bir ay o cümleyle dağılıyorum. Çok hissettiğim zamanlarda kağıda döktüğüm için biraz yavaş ilerliyor.

Bitirdiğiniz zaman peki film mi olacak, kitap mı?
Kitap olacak ama daha sonra filmi de çekilebilir. Tabii o zaman da babamı kimin oynayacağı çok önemli. Çünkü her kız çocuğu gibi benim de ilk aşkım babam. Biraz da kavuşamadığım aşkım gibi. Çünkü 17 yaşımdayken kaybettim babamı. Çok erken ayrıldı aramızdan ama olduğu gibi babasına benzeyen bir kızım. Bana mektuplar yazardı. 30’uncu yaşım için yazdığı mektup var mesela. Sonra her sabah annemin de benim de başucumuza notlar bırakırdı. Kahvaltının bile bir şarkısı vardı babamın sofrasında. Tencere açarsın kapağında, ‘Seni seviyorum’ yazar. Aramızdaki bu güçlü bağdı, beni ayakta tutan. Çok özel bir adam. Düşündüğünde böyle bir erkek yok. Hele bu devirde, babam gibi birini bulmak zor olacağı için bu sevdadan vazgeçmem gerekiyor (gülüyor).

AŞK, AKLIN SİYAHA DÜŞME HALİDİR

Babanızla aranızdaki aşkı çok yoğun yaşamışsınız. Özel hayatınızda nasıl yaşıyorsunuz?
Yine çok yoğun yaşıyorum. Aşk, gözün kör olma, aklın da siyaha düşme hali. Düşünemiyorsun, göremiyorsun. Bilmiyorum bir tek ben mi böyleyim yoksa herkes mi aynı yaşıyor ama yarı felç olma gibi bir şey. Hayatımın merkezi yapıyorum. Adı aşksa tabii... Aşk, iki nokta üst üste konduğu zaman tek bir anlamı olmalı bence. ‘Aklın rehberliğiyle, kalbin sevmesi’ gibi bir şey olabilir mesela.

EMİNE BIYIK / AKŞAM

Yorumlar

  1. Evet bu kadin hakikaten sabah sekeri diye yer etmistir hafizalara. Bahsi gecen filmin fragmanini da sende gormustum Urfali.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vayyy seni burda görmek ne büyük şeref heval :) Çoktandır göremiyorduk burada ve blogunda...

      Sil

Yorum Gönder